KÜÇÜK GÖRDÜKLERİMİZ ASLINDA BÜYÜKLER…

yazan Serhan Hayat (NASN & ESPN Classic Spikeri) konu Kategorilenmemiş , Eylül 6th, 2008 |  yorum yazin »

Ülkemizde ve Avrupa’da transfer döneminin kapanması ile birlikte takımların da kadroları yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı.

 

Öncelikli olarak Türkiye’den başlamak istiyorum. Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligine Steaua Bükreş karşısında oynadığı kötü futbol sonrasında veda etmesi, kulübün Avrupa’da edindiği prestijin yavaş yavaş kaybolmasına neden olduğu gibi aynı zamanda maddi açıdan da kulübün önemli bir kayba yol açmasına neden oldu. Takıma yapılan transferler açısından ise savunmaya Stuttgart’tan alınan Fernando Meira’nın takıma alışma sürecini çok çabuk bir şekilde geçirdiğini, Harry Kewell’ın ise sakatlıktan çıkmasından sonra form tutması halinde takıma faydasının fazla olabileceğini gördük. Milan Baros ise isim olarak kağıt üzerinde iyi gibi görünse de neler yapacağını yeni bir ‘’ Kezman ‘’ olup olmayacağını gelecek haftalarda göreceğiz.

 

Fenerbahçe’de ise en önemli soru işareti yüksek bonservis bedeli ödenen Daniel Güiza’nın takıma yapacağı katkıydı. Güiza her ne kadar şu ana kadar oynadığı resmi maçlarda girdiği pozisyonlarda çok fazla başarılı olamasa da takım arkadaşlarına hazırladığı pozisyonlar ve Semih ve Alex gibi oyunculara açtığı boşluklarla takıma gelecek haftalarda faydalı olacağının sinyallerini verdi. Esasen Aragones’in takıma oynatmak istediği taktik açısından Aurelio’nun gidişi ve Aragones’in Marco Senna, Xabi Alonso ya da Petit’yi istemesine rağmen takıma Josico’nun alınması gelecek haftalarda takımın olası bir başarısızlığı sonrasında Aragones’in ‘’ İstediğim oyuncular takıma alınmadı ve bu yüzden başarısız olduk ‘’ demeci ile bizleri de karşı karşıya bırakabilir. Buna rağmen takımda sezona iyi başlayan oyuncular arasında artık savunmaya daha fazla yardıma gelen Alex ve savunmanın belki de her şeyi olan Diego Lugano’yu söyleyebiliriz.

 

Beşiktaş’ın ise en önemli sıkıntısı son yıllarda olduğu gibi bu yılda bana göre ligin ilk 6-7 haftası olarak göze çarpıyor. Takım bildiğiniz gibi son yıllarda ilk haftalarda kaybettiği puanlardan dolayı lige erken havlu atıyordu. Bu yıl yapılan transferler her ne kadar çok fazla yıldız oyuncuyu takıma kazandırmasa da takım iyi oyunu ile dikkat çekiyor ve son haftaya kadar şampiyonluğu kovalayacaklarmış izlenimi veriyor.

 

Diğer takımlar arasında ise ilk iki hafta sonrasında transfer rekoru kıran ve istediğimiz seviyeye geleceğinin sinyallerini gösteren Trabzonspor, Fenerbahçe karşısında ilk maçını sahasında kazanan Gaziantepspor, beklemediğim bir şekilde Balili’nin de takıma dönmesi ile Sivasspor dikkat çekmeyi başardı.

 

Tolunay Kafkas’ın Kayserispor’u ise umarım beklediğim gibi gelecek haftalarda istenilen düzeye ulaşmayı başarır ve iyi sonuçlar alır.

 

Neyse Türkiye Ligini zaten gelecek haftalarda da fazlası ile değerlendireceğiz. Benim esas kafama taktığım konu ise Premier Lig ve Serie A’da oynanan maçlar sonrasında Liverpool ve Milan.

 

Liverpool’a bakıyoruz sezon başlamadan önce Rafa Benitez ‘’ Bu sezon göreve geldiğim ilk andan itibaren en iyi kadroyu kurduk ‘’ açıklamasını yapıyor. Merak ediyorum elinde Kuyt, Babel gibi oyuncular varken kalitesini tartışmayacağım Robbie Keane transferi mi takımı iyi bir duruma taşıyıp Premier Ligde şampiyonluğa taşıyacak. Savunmasına bakıyorum Liverpool’un hala Carragher, Hyypia, Skrtel oynuyor. Onların dışında da sol kanada Dossena ve sağ kanada da Hagen transfer edildi. Bu savunma oyuncuları ile takım nasıl başarılı olacak bunu da merakla bekliyorum. Milan ise tıpkı Liverpool gibi savunmasında sıkıntılar yaşayacak gibi görünüyor. İlk maçta kendi sahalarında Bologna karşısında Ronaldinho’nun istediğimiz Ronaldinho gibi oynadığı ve şov yaptığı maçta kalelerinde verdikleri iki basit pozisyon sonrasında sahadan 2-1 yenik ayrıldılar. Ofansif anlamda Ronaldinho, Flamini, Seedorf, Inzaghi, Shevchenko ve Pato oyundayken fazla sıkıntı yaşamadılar ve sakatlığı geçip takıma döndüğünde Kaka ile birlikte takım daha iyi bir duruma gelecektir ama sıkıntı savunmada. İlk maça bakıyorum savunmada oynayan oyuncular ; Maldini, Jankulovski, Kaladze ve Zambrotta. Koca Milan sezonun ilk maçına dörtlü savunmada aslında sol bek olan dört oyuncu ile çıkıyor. Nesta zaten sakat ve futbola dönmesi bile zor görünüyor ve Arsenal’den kiralanan Senderos’un da Milan’a fayda sağlayacağına inanmıyorum.

 

Peki şöyle bir düşünelim, Liverpool ve Milan savunmada bu kadar sıkıntı yaşarken acaba iki takımında savunmasının ortasında Diego Lugano ve Fernando Meira ikilisi oynasalar bu takımlar istedikleri başarıyı yakalayamazlar mıydı? Acaba bizim küçük gördüklerimiz başka takımlarda daha büyük işler yapamazlar mı ?

 

Cevabı sizlere bırakıyorum…

KIYIM BAŞLADI !

yazan Onur Yıldız (TV8 Spor Spikeri) konu Kategorilenmemiş , Eylül 4th, 2008 |  yorum yazin »

 Birkaç hafta önce henüz kılıçlar çekilmedi, fırtına öncesi sessizlik yaşıyoruz, yakında kıyamet kopmaya başlar demiştik. Aynen öyle oldu. Yorumcu abilerimiz 2. haftadan Skibbe’yi göndermeye çalışıyorlar, her maçını kazanan Beşiktaş’ın teknik direktörü Ertuğrul Sağlam’ın sistemini eleştiriyorlar. Pes doğrusu…
 
 Sezonun başlamasına birkaç gün kala yazığım yazıda Galatasaray, Beşiktaş ve Fenerbahçe’de herşey güllük gülistanlık gösteriliyordu. Kewell, Meira gibi yıldızları alan Galatasaray’da Lincoln’ün de dönüşü ve affedilmesi ile yüzler gülüyordu. Spor yazarları ve taraftarların yüzünde güller açıyordu. Bu toz pembe tablonun hayra alamet olmadığı oldukça açıktı. Az bir süre sonra herkes kılıcını çeker ve kıyıma başlar diye tahmin ediyordum. Öyle de oldu nitekim. Şu günlerde bakın gazetelere, hemen hemen hepsi Michael Skibbe’yi göndermeye çalışıyor. Hatta yerine birilerini bulmuşlar bile. Hagi gelecekmiş devre arasında Galatasaray’a ! Skibbe şunun şurasında 4 resmi maça çıkmış. Yeni bir ülke, yeni bir takım, yeni oyuncular. İşi hiç de kolay değil. Her kafadan bir ses çıkıyor. Söylenenlerin bazıları doğru, eleştirilerin bir kısmı haklı ama istikrar istiyorsak 2. haftadan teknik direktör gönderilmez. Herkese eğlence lazım, konuşacak birşeyler lazım. Maalesef bu eleştirilerin ve adam harcamaya çalışmanın altında yatan gerçek bu. Bence Galatasaray’ın menfaati yatmıyor bu eleştirilerin altında.
 
Şaşırdığım bir başka konu da Beşiktaş teknik direktörü Ertuğrul Sağlam’a yapılan eleştiriler. Son dönemde sancılı başlangıçlar yapan, yanlış transferler yapan Beşiktaş UEFA kupasında 1. tura çıkmış, Süper Lig’e 2′de 2 yaparak başlamış ve liderlik koltuğuna oturmuş. Yine de çatlak sesler yükseliyor. Konyaspor maçında tribündeki yorumcu ağabeylerimizle konuşuyorum. Holosko sağ tarafta oynamaz , 2 ön libero çok, Bobo tek forvet oynamaz gibilerinden eleştiriler yapıyorlar. Hangi takım ligin daha ilk haftasında deplasmanda 2-0 geriden gelip maç çevirebilir? Ayrıca Holosko sağ kanatta inanılmaz özveri ile oynuyor. Yerinden hiç de şikayetçi değil ama yazarlar bir hayli dertli onun durumundan. Bırakalım da kendi de istiyorsa o mevkide rahatına baksın. Adam hem atıyor, hem attırıyor. Çift ön libero da defansa ve ilerdeki oyunculara rahat nefes aldırıyor, Cisse’nin yükünü hafifletiyor.
 
Kısacası eleştirmiş olmak için eleştirmeyelim, adam harcamayı marifet bilmeyelim. Önemli olan insanları kazanmaktır ama biz sadece sahada kazanmak istiyoruz. İnsanları değil…

FUTBOL ASLA SADECE ‘PARA’ DEĞİLDİR!

yazan Aykut Aydın (Fox SPORTS & ESPN CLASSIC Yayın Koordinatörü) konu Kategorilenmemiş , Eylül 3rd, 2008 |  yorum yazin »

      Son yıllarda özellikle Amerikalı işadamları, Rus milyarderler, Uzak Doğu şirketleri, Arap zenginleri derken, kurulduğu şekliyle basit anlamda futbol kulübü görüntüsü veren hiçbir takım kalmadı neredeyse. Bakın işte İngilizlere. Manchester United’ından, Liverpool’a, Fulham’dan Arsenal’e, Chelsea’den son olarak Manchester City’e kadar hepsi farklı ve garip garip insanların kontrolünde. Sonuç ne? Daha büyük stadyumlar, daha kaliteli yıldızlar ve küreselleşen bir futbol.

     Yıllardır herkesin üzerinde birleştiği kavram küreselleşme ve son dönemde futbolu tamamıyla etkisi altına alan bir unsur. Yabancı oyuncu alınmasının yanı sıra, yabancı sermayelerin kulüplerin egemenliğini ele geçirmesi ise bence futbolun önündeki tehditlerden biri. Şu anda her şey toz pembe, herkes memnun görünebilir ama seneler ilerledikçe, kültürlerinden uzaklaşıp, sadece 3-5 kişinin para tuzağı haline döneceklerinden haberleri yok.

     Futbolda büyük kulüpler vardır ve onlarla baş etmeye çalışan, mütevazi, yerel özellikleri fazla, daha düşük seyirci potansiyeli bulunan nispeten küçük kulüpler vardır. Bir ligin her takımının dengeli olması, ya da hepsinin güç dengesinin birbirine denk olması, sanıldığı kadar zevkli bir ligi beraberinde getirmeyecektir. Bunun en güzel örneği Fransa Ligi’nde karşımıza çıkıyor. Lyon haricinde çok abartılı bir takım bulunmamakta Fransa’da. Her takım, herkesi yenebilir. Ama size İtalya Ligi’nden bir maç mı izlemek istersiniz, yoksa Fransa Ligi’nden bir maç mı izlemek istersiniz diye sorsam, neyi seçeceğinizi biliyorum.

     İşte bu manada İngiltere’de her kulüp büyük olmanın peşine düşmüş. Manchester United, bunu taraftar desteği ve istikrarlı yönetim biçimiyle yaklaşık 30 yıllık bir süreçte başarmış, temelleri sağlam bir takım. Chelsea, her daim Londra’nın zengin kulübü olmuş, Abramoviç döneminde maddi anlamda çok daha rahatlamıştır. Liverpool, her futbolcunun forma giymek isteyeceği dünyanın en büyük kulüplerinin başındadır. Arsenal’in son yıllarda büyük kulüp olma yolunda yaptıkları ortada ve onlarda şimdi maddi destekle birlikte daha da geliştiler. Bunlar ligin büyük takımları. Onları zorlayacak ‘challenger’ kavramıyla tanımlayabileceğimiz ekipler dikkati çekiyor ikinci planda. Manchester City, Tottenham, Aston Villa, Newcastle. Ve tabi diğer ekipler. Son bir iki yılın Manchester City cephesinde olanlara bakar mısınız? Geleneklerine karşı gelen bir Manchester takımı, zengin işadamından, Arap şirketine satıldı. Yani anlayacağınız artık, basit anlamıyla futbolun tutkusunun yaşandığı bir stadyum olmaktan çıktı City Of Manchester Stadyumu. Yıllardır Manchester United karşısında çok fazla varlık gösteremeyen, altyapıyı bir kenara bırakarak büyük futbolcular transfer ederek şampiyon olabilecek bir Manchester City istediğini zannetmiyorum kimsenin. Zaten bu yola baş koydukları geçen sene de ortaya çıkan tablo onları pek mutlu etmemişti. Şimdi bakıyorum Manchester City takımı 42 milyon euro’ya Robinho’yu transfer ediyor. Villa ve Gomez’e teklif götürüyor. Berbatov için reddedilmesi zor bir teklif yapıyor. Anlayacağınız paranın her şey olduğunu düşünmeye başlayarak, her şeyi parayla halledebileceklerini zannettiler. Unuttukları önemli noktalar var ama. Bu işi sadece parayla devamlı yapabilen bir kulüp yok. Bakın işte Chelsea. Jose Mourinho gibi bir hoca başlarındayken, neden kalıcı başarılar elde edemediler? Futbol hırslı oyuncularla ve büyük bir tutkuyla oynanan, duygusal gücün maddi gücü geride bıraktığı bir spordur. Bunu anlamak zorunda herkes. Ben en iyi futbolcuları toplayarak şampiyon olan bir Manchester City izleyeceğime, orta sıralarda bulunan ve İngiliz ağırlıklı kadrosuyla taraftarıyla bütünleşmiş bir City izlemeyi tercih ederim.

Zirvede Fenerbahçe tek başına , Galatasaray serveti Fener’e bıraktı!

yazan Serkan Yaman konu Kategorilenmemiş , Ağustos 28th, 2008 |  yorum yazin »

           Şampiyonlar Ligi 3. ön eleme  karşılaşmalarında  G.Saray’ın Steaua Bükreş karşısında ilk maçta evinden 2-2 beraberlikle ayrılıp, deplasmanda da 1-0 yenilerek Şampiyonlar Ligi’ne veda etmesi, UEFA’ dan gelecek  yaklaşık 11 milyon avroluk gelirden olması anlamına da geldi!

          Şampiyonlar Ligi’ne katılan her  takıma 5.4 milyon Euro “ayakbastı” ve hoşgeldin parası veriliyor. Yeni  sezonda Türkiye’nin havuz geliri ise 10 milyon Euro’yu buluyor. Türkiye eğer 2 takımla Devler Ligi’nde yer alabilseydi, şampiyon olarak sezonu bitiren Galatasaray 5.5 milyon euro, ikinci Fenerbahçe ise 4.5 milyon avro para alacaktı. 

         Galatasaray ön eleme karşılaşmaları sonucu elenince, hem 5.5 milyonluk  havuz gelirini  Fenerbahçe’ye kaptırmış oldu hem de 5.4 milyon avroluk katılım payı bedelini alma şansını yiirmiş oldu. Ayrıca Sarı kırmızılı takım , gruplarda yapacağı maçlar sonucunda her  galibiyete verilen 600 bin avro ile elde ettiği beraberliğe ödenen 300 bin avrodan da oldu. 

        Fenerbahçe ise Şampiyonlar Ligi’ne tek başına adım atarak 10 milyon avroluk havuz gelirinin tamamına sahip oldu ve ezeli rakibinin elinden büyük bir parayı almış oldu.

        Bu büyük rakamlar neredeyse  bazı anadolu kulüplerinin bütçelerine denk gelmekte. Kaybedilen bu para  maddi sıkıntı yaşayan Galatasaray’ı rahatlatabilirdi. Ama onlar yoluna UEFA kupasında devam edecekler yolları açık olsun. Şansları yaver giderse onları yine final karşılaşmasında görmek isteriz. 

DAKİKA 1 GOL 1…

yazan Onur Yıldız (TV8 Spor Spikeri) konu Kategorilenmemiş , Ağustos 26th, 2008 |  yorum yazin »

Hani Haziran ayında tek yürek olmuştuk? Hani yeni, temiz bir sayfa açmıştık? Daha süper ligin ilk haftasında taraftarlar birbirine girdi, kan döküldü, kulüp başkanlarına küfür edildi, taşlar atıldı.
 
Alıştığımız tablolar bunlar bizim. Yıllardır görüyoruz. O yüzden çok şaşırmadık ama ne zamana kadar sürecek bu futbol dışı şiddet olayları? Nasıl olsa böyle gelmiş bundan sonra da böyle gider diye oturup seyirci kalmayalım artık bu olaylara. Yoksa bir sonraki milenyuma kadar böyle yaşarız. Her hafta sonu taşlı sopalı kavgalar, yaralananlar hatta ölenleri izleriz haberlerde. O halde kime görev düştüğü çok açık. Önce bu konuda cezaları belirleyecek yasama organı meclise, ardından yasaları, cezaları, yaptırımları uygulayacak emniyet kuvvetlerine ve savcılara büyük iş düşüyor. Hiç duydunuz mu bu tür futbol terörünün ardından örnek bir ceza almış bir holigan? Şöyle okkalı bir ceza uygulayalım bakalım bundan sonra aynı olaylar yaşanacak mı? Bu insanları bir kaç gün içinde eğitmek imkansız. Önce büyük cezalarla diğer holiganları korkutmak lazım. Ardından ise esaslı bir şekilde bu olayların üstüne gitmek gerekiyor. 
 
Şeref tribünü, protokol tribünü gibi yerlerde kulüp başkanlarını taşlayan insanları bulup cezalandırmak çok zor olmasa gerek. Ama malesef hep bu insanlar bir şekilde kaytarıyorlar. Tabi onları saklayan ensesi kalın insanların suçu çok daha büyük. Aslında cezaların ne kadar daha büyük ve caydırıcı olması gerekiyorsa bizim yazdıklarımızın da daha sert ve sivri dilli olması gerekir. Hatta hakaret ve daha fazlasını hak ediyor bu terbiye sınırının dışındaki insanlar. Fakat biraz daha sabredelim. Bakalım yetkililer ne zaman harekete geçecek? Birileri ölünce mi? Genelde vahim sonuçlar alınınca harekete geçmeye alışkınız ülke olarak.
 
Şimdi olaylı Gaziantepspor-Fenerbahçe maçının veya Antalyaspor-Beşiktaş maçının sahada oynanan futbol açısından değerlendirmesini yapsak ne olur yapmasak ne olur? Önce saha dışını temizleyelim, saha içinde skor ne olursa olsun biz keyif almasını biliriz. Yeter ki keyfimiz bu haftaki kadar kaçmasın. Çünkü bıktık…

MİLLİ TAKIM YORGUN AMA UMUT VERİYOR

yazan Serkan Yaman konu Kategorilenmemiş , Ağustos 21st, 2008 |  yorum yazin »

Dünya Kupası eleme maçları öncesi son hazırlık maçımızı,  Güney Amerika temsilcisi Şili ile Kocaeli’de yaptık.  Millilerimiz mayıs ve haziran aylarında üst üste 8  maç yaptı ve dün akşamki karşılaşmada futbolcuların üzerlerinden yaptıkları maçların yorgunluğunu atamadığını gördük. Tabi ki bunda liglerimizin henüz başlamamış olmasının da etkisi vardı. Şili karşısında Ayyıldızlı takım iyi bir görüntü sergileyemedi.. Rakibin  baskısı  karşısında topu oyuna sokmada güçlük yaşadık.Savunma oyuncularımızın  öne çıktığı anlarda stoperlerin arkasına atılan toplar  hızlı Şili forvetlerini Volkan’la karşı karşıya bıraktı.

 İlk yarının sonlarına doğru oyuncularımız uykudan uyandı ve oyunu dengelemeye başladı. Geçtiğimiz yılın gol kralı  Semih’in üst üste yaptığı iki güzel asistte Tuncay ve Aurelio net pozisyonları değerlendiremediler.
İkinci yarıya Güney Amerika temsilcisi  baskılı başladı ve ardı ardına pozisyonlarla oyunun üstünlüğünü ele geçirdi.  Takımda çok sayıda genç oyuncunun varlığı ve birlikte oynamamalarının sıkıntısı uyumlu bir oyun sergilemeyi engelledi.  Ceza sahası önünde zaman zaman sıkıntılı anlar geçirdik.Son bölümde oyuna denge getirmeye çalıştık ve ardından uzun bir aranın ardından milli formaya kavuşan Nuri’nin güzel asisti ile Halil Altıntop  milli takıma galibiyeti getiren golü attı. Elemeler öncesi son hazırlık maçını güçlü rakip karşısında galibiyetle bitirdik.

 

Saha içi sıkıntılarımız hala devam ediyor.Oyunun bütününde aynı futbolu sahaya yansıtamıyoruz .Millilerin henüz sezon başı olmasına rağmen  kondisyonları da  yeterliydi.

Fatih Terim ,dün gecenin iyi oyuncularından bir , Nuri Şahin’ i zaman zaman kullanmalı. Çünkü Nuri Şahin, hem top kullanmayı biliyor hem de rakipten  top kapmayı iyi beceriyor.Serbest vuruşları da iyi kullanabilme özelliğine sahip. Feyenord’da geçirdiği süre Nuri Şahin’in futboluna olumlu yansımış . Ama halen savunmamızın ortasındaki sıkıntı devam ediyor. Zaman zaman pozisyon hatası yapmasına rağmen özverili mücadele ediyorlar.

 İşin özü milli takımımız Avrupa Futbol şampiyonasında gösterdiği performansı dünya kupası elemelerinde de gösterebilirse her şey bizim için çok kolay olacak.

FRANSIZ MUTFAĞINDAN BIKTIM, BU SEZON ALMAN YEMEKLERİ YEMEK LAZIM!

yazan Aykut Aydın (Fox SPORTS & ESPN CLASSIC Yayın Koordinatörü) konu Kategorilenmemiş , Ağustos 15th, 2008 |  yorum yazin »

http://www.turkolimpiyattakimi.gov.tr/

Başlıkta enteresan yazı da,

Bu da nereden çıktı demeyin şimdi?

İlk haftalarda oynanan futbolun ve yapılan transferlerin ardından birbirine denk gibi görünen iki önemli ligi mercek altına alacağım bu yazıda. Birinde lig yeni başladı, diğerinde de bu hafta start veriliyor.

Fransa ile başlayalım.

Son yıllarda Fransa futbolunu takip edenler, tadı tuzu kaçmış bir yemek yemişçesine yüzünü ekşitmeye, suratını buruşturmaya başladı artık. Neden mi? Lyon yüzünden. Her sene şampiyonluğun en güçlü adayı olarak lige başlayan ve ekonomik anlamdaki gücüyle rakiplerinin en iyi oyuncularını kaparak, onlara yaşam şansı vermeyen fakat Avrupa’da hedeflenen düzeye gelemeyen bir takım olan Lyon yüzünden. Ardı ardına 7 sene şampiyon olduktan sonra daha ilk hafta maçları gösterdi ki, bu haliyle Lyon daha 3-4 sene daha şampiyonluğu kimseye kaptırmayacak. Nereden anladın da bu kadar net yorum yapıyorsun diyenler olabilir. İşte gerekçelerim. 

  • Kadro olarak Fransa’nın en iyileri onlarda. ( Benzema, Toulalan, Govou, Boumsong, Clerc, Makoun, Bodmer gibi Fransız yıldızları var )
  • Yabancı transferinde hata yapmıyorlar. ( Cris, Juninho, Fred, Ederson, Pjaniç önemli yabancıları)
  • Mükemmel transfer politikaları sayesinde son 5 yılda büyük paralar kazanarak büyük kulüp haline geldiler. ( 2008-2009 sezonunda Ben Arfa’yı 12 milyon euro, Squillaci’yi 6.5 milyon euro, 2007-2008 sezonunda Malouda’yı 21 milyon euro, Abidal’i 15 milyon euro, Tiago’yu 15 milyon euro, 2006-2007 sezonunda Diarra’yı 26 milyon euro, Nilmar’ı 10 milyon euro, 2005-2006 sezonunda Essien’i 38 milyon euro’ya satarak büyük paralar kazandılar.
  • Kadroları çok geniş ve istikrarlılar.
  • Kulüp yönetimi mükemmel ve değerinin altında fiyata oyuncu satmıyorlar. 

İşte Lyon gerçeği. Marsilya ve Bordeaux gibi kulüpler güçlü gibi gözükse de, uzun maratonda hem ligi hem de Avrupa Kupaları’nı kaldıracak kadroları bulunmuyor. Monaco ve PSG’nin ise sahada yürümeye hali yok. Bu şartlarda ben Fransa Ligi’ni izlemem arkadaş. Sonuç zaten belli. 
 

Transfer döneminde beni heyecanlandıran Wolfsburg takımının yer aldığı Alman Ligi ise bu sezon enteresan geçeceğe benziyor. Bayern Münih takımı zaten gerekli transferlerin hepsini geçen sezon yaptığı için, bu sezon sessiz sakin bir transfer politikası izledi. Werder Bremen yine transfer döneminin sakin takımlarından biriydi. Borowski’nin Bayern Münih’e gitmesi ve Klasniç’in Nantes takımına gitmesi dışında çok önemli değişiklikler olmadı takımda.  

Bu sezon herkes Wolfsburg takımına kilitlenmiş durumda. Barzagli ve Zaccardo gibi yıldızların bonservisi için 21 milyon euro ödeyen takım, Misimoviç’i de forvet hattına ekleyerek mükemmel hale geldi. Hali hazırda Grafite gibi bir yıldıza sahip olan Wolfsburg, orta sahaya Marcelinho’nun boşluğunu dolduracak bir transfer yaparda kafaya güreşebilir. 

Hamburg takımı Van Der Vaart’ı satarak büyük güç kaybetmiş gibi görünebilir ama bence Hamburg’un çok kaliteli ayakları bulunmakta. Belki şampiyonluk şansları az ama ligin dişli takımlarından biri oldukları aşikar. 

Schalke, bu sezon Farfan ve Engelaar transferleri ile şampiyonluk yarışını son haftalara kadar taşımanın hesaplarını yapıyor. İyi savunması ve yıldız oyuncu sayısının fazlalılığı ile onlarında şansı var. 

Leverkusen, Stuttgart ve Dortmund gibi rüştünü yeniden ispat etmek isteyen 3 önemli takımı da unutmamak lazım. Özellikle Dortmund takımından bu sezon bir çıkış beklemekteyim. Yeni takımlardan Hoffenheim’da bu sezon ligde kalıcı olacağa benziyor. 

Anlayacağınız Almanya’da heyecanlı bir sezon yaşanacak ve şampiyon adayı oldukça fazla. Ben bu sezon Alman yemekleriyle ilgileneceğim dostlar. Ne de olsa çeşit çok!..

http://www.turkolimpiyattakimi.gov.tr/

GALATASARAY’IN İŞİ ÇOK ZOR!!!— FENERBAHÇE BU PARTİZAN’I GEÇER!!!

yazan Serkan Yaman konu Kategorilenmemiş , Ağustos 14th, 2008 |  yorum yazin »

http://www.turkolimpiyattakimi.gov.tr/ 

İKİNCİ  MAÇ SARI KIRMIZILILARDA STRES YARATACAK 

Galatasaray Steau Bükreş karşısında çok zor anlar yaşayarak sahadan beraberlikle ayrıldı.Erken gelen şok gollerle 2-0 geriye düşen Galatasaray, oyunun geride kalan kısmında da kalesinde korkulu anlar yaşadı.  Bu sonuçla birlikte   2. maç Galatasaray için çok zorlu geçecek. Avrupanın yükselen yıldızı Rumenler karşısında beklenen oyunun gösteremeyerek,  beklenmeyen bir sonuçla karşı karşıya gelen Galatasaray, yediği gollerden sonra  oyun disiplininden koptu. Michael Skibbenin sahaya sürdüğü 5 stoperli tek forvetli ilginç kadro oyunun sonucunu büyük oranda etkiledi. Trabzonspor’a transfer olan  Song’un yerine alınan  Portekizli stoper Meira ,savunmada ki yerinin aksine stoperlerin  önünde  ön libero mevkinde görev aldı.. Sarı kırmızılıların orta sahası çok kaybı yaparak savunmasını,Bükreş ekibinin forvetleriyle karşı karşıya getirdi. Meria ,yanı başında oynayan Mehmet Topal’a pek fazla yardımcı olamadı. Adeta o bölge de Topal tek  başına savaştı.  O bölgede gözler geçen yılın başarılı futbolcusu Barış Özbek’i aradı. Savunmanın sağında görevlendirilen  Emre Güngör ise yerini oldukça yadırgadı. Bek özelliklerinin taşımaması  savunma yapmada zorlanmasına neden oldu.  2. golde rakibinin önünde olması gereken Emre  Güngör  rakibinin çok gerisinde kalarak golde hatalı oyuncuların başında geldi. 

Bir iğneleme de Hasan Şaş’a….Artık Galatasaray kariyerini yeniden düşünmeli…Bu oyunla , bu takımda görev alması çok zor. Oynadığı futbolla hem Galatasaray’a  hem de yerine oynadığı  Galatasaray’ın  genç oyuncularına yazık ediyor. 

Bir not da Adnan Polat ile Adnan Sezgine;   geçtiğimiz sezonun en az gol yiyen 2 kalecisi Aykut Erçetin ile Orkun Uşak’a güvenmeyen  yönetim getirdiği ÜSTÜN ÖZELLİKLİ KALECİ DE SANTİS’le birlikte kalecilerine özgüvenlerini kaybettirmiş. Kaleci Aykut  sanki takıma yeni transfer olmuş gibi heyecanlı ve kendini adeta takıma kabul ettirmeye çalışır bir hava içerisinde … Bu da onun golde  hata yapmasında ki baş etkenlerden biriydi. Yönetim bu transfer ile  kendince akıllı bir iş yaptığını sana dursun ,  kaybedilecek 2. maç sonrası yaklaşık 10 milyon avro kaybedeceklerini acaba hesaplamışlar mıdır.? 

İşin özü Galatasaray’ ın ikinci maçta işi gerçekten çok zor .  Steau kolay kolay teslim olmayacaktır.  Oynadığı hızlı futbol ,  Galatasaray savunmasını zorlayacaktır.  Herr Skibbe , ikinci maçta inşallah doğru kadroyu sahaya sürerek Sarı-Kırmızılı takıma turu getirebilecektir.

 

FENERBAHÇE TURU ARALADI. 

Herkes, işin MTK maçında olduğu gibi kolay olacağını sandı. Ama hepimiz yanıldık.  Partizan Belgrad, oldukça zorlu bir ekip ve başarıya aç bir takım. Adeta mazisini arıyor.  Son yıllarda başlarına gelen ihraç olayları sonrası son derece dikkatli davranıyor, işi sıkı tutmaya çalışıyor.

Attıkları erken 2 golle Fenerbahçeli futbolculara ve tabi ki bizlere soğuk duş yaptırdılar. Kademe hatası yapan Sarı-lacivertli savunma oyunları ve Fenerbahçe’nin yumuşak karnı kaleci Volkan Demirel’in büyük hatası ile kalemizde ilk dakikalarda golleri gördük. 

Aslında sahaya çıkan 11  ,  ideale yakın bir takımdı. Kağit üstünde onlardan üstündük. Belliki Fenerli futbolcularda  MTK karşısında olduğu  gibi kolay sonuca gideceklerini düşündüler . Ama gelen goller  Fenerbahçe’nin oyun planlarını bozdu. İlk yarı sarı-lacivertli takım istediği oyunu sahaya yansıtamadı ancak Alex’ in ayağıdan gelen penaltı golü ile ikinci yarıya daha rahat çıktılar. Aragones’in de oyuna akıllı  müdahalesi  ve yerinde oyuncu değişiklileri ile Fenerbahçe , Partizan karşısında üstünlüğü ele geçirdi. Özellikle Fenerbahçe’nin kanatlardan getirdiği etkili toplar , Guiza’nın rakip kale önünde pozisyonlar bulmasını beraberinde getirdi. 

Nöbetçi golcü , Semih Partizan karşısında  gününde değildi.İstediği topları alamadı ama  Fenerbahçe’ nin 2. golünde Guiza’ nın önüne gönderdiği kafa pasında oldukça başarılıydı. Kazım kazım ise dün akşamın en kötü oyuncusuydu . Gereksiz top kayıpları ile ilk yarı saç baş yoldurdu. 

Yıllardır Fenerbahçe’nin alamadığı hava topları ile , ceza sahası içinde etkili vuruşlar yapabilecek oyuncu eksikliğini Guiza dolduracak gibi görünüyor. Rakip savunmaların bu yıl işi çok zor olacak.Savunma oyuncularının bir anda markaj yapmayı bırakmaları onların kalesinde  gol görmelerine neden olacak. 

Tabiî ki iyi futbol,  göze hoş gelen futbol , akıllı futbol istiyoruz ama önemli olan ilk maçta avantajlı skoru elde edebilmekti.  2-0 lık kötü skorun ardından gelen 2 gol Fenerbahçe’ ye turu getirecektir. Fenerbahçe Kadıköy’de Belgrad ekibini rahat bir skorla yenerek Şampiyonlar ligine katılmayı başaracaktır. Dileğimiz geçtiğimiz yıl çeyrek finale çıkarak bizleri sevindiren Sarı lacivertlilerin bul yıl aynı başarıyı gösterebilmeleri…

http://www.turkolimpiyattakimi.gov.tr/ 

BU ÇOK KOLAY OLDU !!!!!

yazan Serkan Yaman konu Kategorilenmemiş , Ağustos 6th, 2008 |  yorum yazin »

   http://www.turkolimpiyattakimi.gov.tr/     

      Şampiyonlar Ligi 2. ön eleme turunda Macaristan’ın  MTK Budapeşte takımı ile karşılaşan Fenerbahçe , her iki maçta da rakibini rahat bir oyunla yenerek  3. tura geçmeyi başardı. İlk maçta elde edilen 2-0 lık galibiyet ikinci maçta tur kapısını aralamada yardımcı oldu. Her iki maçta da çok iyi oyun oynanmasa da erken gelen goller rakibin direncini kırdı. Zaten zayıf olan Macar savunması Fenerbahçe’nin ileri uç oyuncularını tutmakta epey zorlandı. Guiza’nın savunmanın arkasına yaptığı  hızlı koşular rakip savunmayı sersemletirken, geçtiğimiz yılın yıldızı Semih Şentürk’ün birbirinden klas golleri MTK’ nın avrupa macerasını sona erdirdi.

Fenerbahçe’nin MTK karşısındaki rahat oyunu  ve gelen galibiyetler  ,  3. ön eleme turundaki rakip Partizan Belgrad karşısında da Sarı Lacivertli takımdan galibiyet beklentilerini de beraberinde getirdi. Ama unutulmaması gereken nokta ise Belgrad ekibinin MTK’dan daha güçlü bir ekip ; Belgrad’ın ise daha zorlu bir deplasman olduğu… 

            Ama bu zorlu 2 maç sarı lacivertli teknik ekibin rakibini  iyi analiz ile alt etmeyi başaracaktır. Kurt teknik adam tecrübesini oyuncuları ile paylaşarak  zoru kolay edecektir.  Ancak ilk maçta yine avantajlı skor elde etmek gerekli.

            Fenerbahçe’den bu sezonda umutluyuz…

           Geçtiğimiz yılki başarılı performansın ardından vitesi daha da büyüten sarı-lacivertliler , yaptıkları yerli ve yabancı transferlerle  ligde ve şampiyonlar liginde başarılı olmak istediklerini 2. tur eleme maçlarında da gösterdi.  Bu sezona iyi başlayan Fenerbahçe eminiz ki Partizan engelini de aşarak , şampiyonlar ligindeki yerini  alacaktır.

            Son söz Semih’ e son maçta attığın 4 gol seni Avrupa’ ya yakınlaştırıyor.  Biz seni burda görmekten mutluyuz ama avrupada da atacağın gollerle gururlanmak istiyoruz…

 http://www.turkolimpiyattakimi.gov.tr/

YÖNETİMLER SINIFTA KALDI !

yazan Onur Yıldız (TV8 Spor Spikeri) konu Kategorilenmemiş , Ağustos 6th, 2008 |  yorum yazin »

Transfer döneminde 3 büyükler dediğimiz takımlarımızın neler yaptığını ya da neleri nasıl yanlış yaptığını çok net bir şekilde gördük. Bu yanlışlar liglerin başlamasına kısa bir süre kala çok net bir şekilde açığa çıktı. Şimdilik taraftarlar sessiz bekleyişte. Yorumcular da…
 
Beşiktaş ile başlayalım. Geçen sezon 2 milyon avro verilerek alınan Gordon Schildenfeldt bırakın en ufak bir faydayı sayfa sayfa zarar ile siyah beyazlı kulübün kanayan yarası olmaya devam ediyor. Beşiktaş’ın aldığı fiyatın yarısına bile satamayacağı bu oyuncuya git kendine kulüp bul dendi. O da Ağustos ayı başına kadar kendi kendine kulüp aradı ama UEFA’ya verilecek listenin açıklanmasına saatler kala eli boş döndü. Bu da Seric’in bu listeye eklenememesi ile sonuçlandı.
 
 Başka bir konu da Kaptanların ettiği kavga. Madem bu oyuncular kavgadan sonra pişmanlardı, neden bu olay aile içinde kalamadı? Aldığım bilgilere göre bu kavga çıkmadan önlenebilirdi de. Peki neden önlenmedi? Bu futbolcular neden sakinleşene ve hatalarını anlayana kadar birbirlerinden uzak tutulmadı? İbrahim Toraman ve İbrahim Üzülmez affedilmeyecek dendi. Peki affedilirse hangimiz buna çok şaşırırız. Zira mevcut Beşiktaş yönetiminin daha önce net tavır takınıp sonradan geri adım attığı bir çok olay var.
 
 Galatasaray’a gelince. Lincoln’den uzun süre ses seda çıkmadı. Takım çalışmalara başladı ama Brezilyalı Yıldız! 1 hafta sonra Türkiye’ye geldi. Bu nasıl bir rahatlık anlamak mümkün değil. Ne olursa olsun, bahanesi ne olursa olsun bunu anlamak mümkün değil. Şimdi de bu futbolcunun gizliden gizliye gönderilmeye çalışıldığı haberlerini alıyoruz. Beklemeye ne gerek vardı. Yaptığı yanlış sonrası satış listesine koyduğunuzda bu oyuncunun elinizde kalmayacağı kesin. Lincoln’den ne hayır geldi ki bundan sonra gelsin. Hem de takımda en yüksek ücreti ona verdiğiniz halde.
 
 Fenerbahçe de önemli transferlerin yanında küçük hatalar da yaptı. Şampiyonlar Ligi’nde hedef büyüten bir takım tek kaleci ile kendini riske atmış demektir. İyi bir kaleci daha sarı lacivertli takımın kadrosuna dahil edilmeliydi. Şampiyonlar Ligi gibi dev bir arenada mücadele eden hiçbir takım üç kulvarda da tek kaleci ile koşmamıştır, koşamaz. Aurelio olayına bakarsak bu oyuncunun gitmek istemesini anlamak mümkün değil. Real Betis gibi kümede kalmaya çalışan bir takıma gitmesini anlamak hiç mümkün değil. Tabi kendi kararıdır saygı duymak lazım. Sözleşmesindeki opsiyon hakkının mevcut sorunlara yol açabileceği neden kimse tarafından farkedilmedi de Aurelio ile sezon sonuna doğru oturulup konuşulmadı? Gitmeyi kafasına koyduysa da bunun önlemi alınabilirdi diye düşünüyorum.
 
 Sonuçta şimdilik taraftarlar yeni sezonun heyecanı ile sessiz kalma hakkını kullanıyor. Yorumcular da henüz keskin kılıçlarını çıkarmış değiller. Fakat bu sorunlar sezon içinde takımlarımıza yansıdığında durum çok farklı olacak . Göreceksiniz. Hadi hayırlısı…